11 Mart 2008 Salı

laurent garnier





Füzyon sihirbazı

Elektronik müziğin sesleri çoğu zaman dünya dışından tınlar, kimi zaman da sahne enstrümanlarından devşirilmiş veya orijinal örneklerle hayat bulur. Elektronik müziğe elini koyan bazıları içinse ikisi de yeterli değildir. Fransız duayen DJ Laurent Garnier, bu üçüncü grup ‘bazıları’nın dünya üzerindeki en yetkin isimlerinden. Aynı zamanda besteci, prodüktör ve bir remiks sihirbazı olan Garnier, 80’lerin sonlarından beri tekno üzerine eklediği caz, funk, soul ve dub elementleriyle elektronik müziği yepyeni açılımlara kavuşturuyor. Paris banliyölerinde doğup 18’inde Londra’ya taşınan Garnier, füzyonlarına başladıktan kısa süre sonra İngiliz kulüplerinde kendi akımını yarattı ve kitleleri sürüklemeye başladı. Kişisel albümleri dışında sayısız derleme, remiks ve müzik projesinde yer alan Laurent Garnier 2003’te Electrochoc adlı bir kitap yayınladı, her bölüme ait özel müziği internet üzerinden dinlenebilen kitap pek çok dile çevrildi ve büyük yankı uyandırdı. Artık elektronik müzik ikonlarından biri olarak anılan Garnier, hala kendi yarattığı dünyanın sınırlarını keşfetmeye devam ediyor. Bir not: sinema dünyasına ilgisi büyük olan müzisyenin mizah yönü güçlü müzik videoları youtube üzerinden seyredilmeye fazlasıyla değer…

Türler arası sınır kalmadı!

Laurent Garnier Indigo’da pikapların başına geçtiğinde kıvama gelmiş olan seyirci kendisini gülümseyerek karşıladı… House’un temelini esas alıp setine minimal tınılarla başladı. Kitlenin genel hareketine göre parçalara yön verdi. Videolarında olduğu gibi neyin arkasından neyin geleceğinin tahmin edilemediği sürekli bir kaos ortamı yaratarak dinleyicinin ilgisini hiç kaçırmadı. Türler arasındaki sınırların kulaklarımızın dibinde yıkıldığı gece, vakit ilerledikçe Garnier’in ellerinde büyüleyici bir havaya büründü…

Yaygın ‘cool dj’ kanısının aksine pikapların başında çok doğal ve mutlu bir haliniz var, müziği yaşıyor görünüyorsunuz…

Müzik sadece benim hayatım dersem çok yüzeysel bir cevap vermiş olurum. Müzik benim içimde oluşan, benimle birlikte var olan çok şiddetli bir aşkla bağlı olduğum bir olgu. Doğmuş olmamın sebebi aslında bu. Kendimi ifade etmemin tek yolu müzik üretmek ve bu tutkuyu benimle aynı senkronda buluşan insanlarla birlikte paylaşmak.

Detroit Tekno ile jazz tınılarını aynı potada eritmek pek sık rastlanan bir durum değil…

Ben tekno müzik ortamında büyüdüm. Bu tarzın köklerini iliklerime kadar hissettim. Soul, funk, jazz; hepsinin ortak yönü emprovize olmalarıdır. Kraftwerk’i Hair müzikalinden şarkılarla sentezlediğimizde ortaya tekno jazz çıkar. Müzik yapmak budur. Bu türde sözlere ihtiyaç yoktur. İnişler ve çıkışlar, sertlik ve yumuşaklık zaten insanlara hissettirmesi gerekeni hissettirir. Türkiye’den bir grup olan Replikas’ın hiç bir şarkı sözünü anlamasam da hissettirdikleriyle beni harekete geçiriyorlar. Onlarla bir projede yer almayı çok isterim.

Parçalarınızın bir çoğu film hissi taşıyor…

Ben öyküleri severim. İnsanların sadece dans etmelerine olanak sağlayan müzikleri sevmem. Benim müziğimin bir hikayesi olmalı. İçerisine tablolar koyabileceğim müzikler yapmayı tercih ederim.

Setlere başlamadan önce bir kurgu oluyor mu aklınızda yoksa rastgele mi ilerliyor?

Tüm senaryo kendiliğinden oluşuyor. Hiç bir zaman ritmin beni nereye götüreceğini bilmem. Belki çalacağım bir kaç plak hakkında bir kaç fikrim vardır ama gerisi hep kendi kendini doğurur.

Club sahnesi eski ihtişamını yitirmeye başladı. Artık elektronik müzik ve diğer türleri harmanlayan çalışmalar ilgi görüyor. Siz de bu alanda usta konumundasınız…

Bu durumun nasıl bu kadar büyük bir patlama yaptığına şaşırıyorum ama aynı zamanda çok heyecanlanıyorum çünkü yenilik her zaman iyidir. Üretilen eserlerin kalitesine baktığımda ise biraz daha zamana ihtiyaç var gibi. Ortaya çıkan sonuçların içinde hisler eksik. Ama yine de piyasadaki çoğu müzikten daha doyurucu.

Dünya müzik sahnesinde patlama yapacak yeni tarz sizce ne olabilir?

Hiç bir fikrim yok. Gerçekten bilmiyorum. Kim bilebilir ki? Yarının bile nasıl olacağını bilmiyorum ama umarım taze bir tür olur. Hip hop veya house müziğin ortaya çıkması inanılmazdı. Tamamen yeniydi ve hiçbir sınır yoktu insanlar özgürce melodilere kendilerini kaptırıyorlardı. Tamamen bir kaos ortamıydı ama çok zevkliydi. İşte sizin neslinizin de böyle şarj edilmesi gerekiyor.

Yeni bir albüm veya proje üzerinde çalışıyor musunuz?

Evet. Electrochoc’un film senaryosunu henüz bitirdim ve şu aralar yeni bir albüm için çalışmalara başladım. Yeni single’ımın çıkması ise mayısı bulur. Ama bu sefer tekno olmayacak. 70’lerden esinlendim ve funk ağırlıklı olacak. İngilizce ve Fransızca iki farklı versiyon hazırlanacak ve iki farklı rap yorumcusu iki farklı şarkı oluşturucaklar. Bana da seçmesi kalacak…